Güncel
28 Oca 2020 10:23 Son Güncelleme: 28 Oca 2020 10:28

Yıkılacak binalar imar affıyla yasal hale geldi! Faciaya davetiye çıktı

Elazığ’daki 6.8’lik sarsıntının neden olduğu yıkım, kaçak yapıları yasal hale getiren İmar Barışı’nı yeniden gündeme getirdi. Uzmanlara göre ülke genelindeki birçok yapı güvenli olmaktan uzak. İmar Barışı ise yeni facialara kapı aralıyor

Yıkılacak binalar imar affıyla yasal hale geldi! Faciaya davetiye çıktı

Elazığ’ın Sivrice ilçesindeki 6.8’lik depremin yankıları sürüyor. Depreme karşı alınmayan önlemler bir bir açığa çıkarken, iktidar eleştirilere kulak tıkıyor. Ülke genelindeki birçok yapı ise güvenli olmaktan uzak… İktidar, yurt genelinde yapı stokunu iyileştirmek yerine kaçak binaları ‘İmar Barışı’ ile affetti ve böylece daha büyük facialara kapı aralandı. Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca yapı, denetim yapılmaksızın, sahiplerinin beyanı doğrultusunda ‘Yapı Kayıt Belgesi’ aldı. Bu binaların ne olacağı ise meçhul…

Konuya ilişkin BirGün’e konuşan uzmanlar, depreme karşı tüm uyarılara rağmen gerekli hazırlıkların yapılmadığına dikkat çekti. Uzmanlara göre İmar Barışı’nın sonuçları ağır olacak.

SAĞLIKLI KENTLEŞME YOK SAYILDI

TMMOB’nin İmar Affı Komisyonu’nda yer alan Jeofizik Mühendisi Zeki Emin Demir, Türkiye’nin aktif bir deprem kuşağı üstünde bulunduğuna dikkat çekti. Demir, ülke genelindeki konutların yüzde 44’ünün 1’inci derece, yüzde 25’inin ise 2’nci derece deprem bölgesinde olduğunun altını çizdi. Demir, şöyle konuştu: “12-13 milyon konutun kaçak yapı kapsamında olduğu açıklandı. Bununla birlikte ülke genelinde mülkiyet ve imar sorunu olan ruhsatsız yapıların yanında, ruhsatlı fakat imar mevzuatına aykırı olarak eklentileri olan tüm yapılar af kapsamına alındı. Ülke topraklarının, sanayisinin ve barajlarının büyük bir kısmı deprem kuşağı içinde yer almakta. Mühendislik hizmeti almayan yapı stokumuzun güçlendirilmesi veya yıkılıp yeniden yapılması gerekirken, kaçak olarak yapılan yapıların deprem güvenlikleri yapı sahibinin kendi beyanına bırakılarak, sağlıklı bir kentleşme anlayışı yok sayıldı. İmar affı; bilime, tekniğe, mühendislik ilkelerine uygun olarak kontrol edilip gerekli çalışmaları yapılıp yönetmeliklere göre onay verilmediği sürece bu yapıların depremde olumlu bir davranış göstermeleri bilinemeyeceğinden, günümüz depremlerinde yaşanan sıkıntıların artmasının önüne geçilemeyecektir.”

YIKILACAK BİNALAR AFTAN YARARLANDI

İnşaat Mühendisi Selim Tulumtaş, imar affı nedeniyle insanların sağlıksız binalarda yaşamak zorunda kaldığını kaydetti. Tulumtaş’a göre, daha önce yıkılmasına karar verilen yapılar dahi İmar Barışı’ndan yararlandı. Tulumtaş, “İmar affının yaratacağı etkiler çok fazla” dedi ve ekledi: “İstanbul Kartal’da çöken yapı, İmar Barışı’ndan yararlanmıştı. Kendi açıklamaları var, şu kadar para kazandık diye. Sonuçta sistemi döndürmek için para toplamaya yönelik bir şeydi. Bunlar hep deprem sırasında akla geliyor, üzerine konuşuluyor ama sonrasında böyle şeyler yaşanıyor. Üstelik depreme karşı kapsamlı bir çalışma da yok. Yapıların hepsinin kontrol edilmesi gerek. Bunun altyapısını oluşturmak bile önemlidir diye düşünüyorum. Gecikmiş bir şey ama nereden başlasanız iyidir.”

YAŞANANLAR AFETE DÖNÜŞECEĞİNİN İŞARETİ

Şehir Plancıları Odası 2. Başkanı Doç. Dr. Kübra Cihangir Çamur’a göre, Elazığ-Malatya depreminde yaşanılan kayıplar, bundan sonraki olası bir doğa olayının da afete dönüşeceğinin işareti. İmar Barışı’nın Cumhuriyet tarihinin en geniş kapsamlı ‘kaçak yapılaşma affı’ düzenlemesi olduğunu belirten Doç. Dr. Çamur, İmar Barışı’ndan yararlanan yapıların depreme karşı taşıdığı standartların bilinmediğini vurguladı. Doç. Dr. Çamur, şunları dile getirdi: “Belgelenerek, kayıt altına alınan tüm kaçak yapıların yasallaştırılması, suçun ödüllendirilmesi ile etik olmayan davranışlara toplumsal kabul oluşturmakta, kaçak yapılaşmayı özendirmektedir. İmar affının asıl tehlikeli boyutunu ise, herhangi bir şekilde mühendislik hizmeti almadan yapılan, kontrol dışı yapı stoku ve bu yapıların taşıdığı riskler oluşturmaktadır. Ülkemizde kentsel ve kırsal yerleşimlerin büyük bölümü 1’inci derece deprem bölgesi olan fay hatlarının oluşturduğu verimli tarım alanları ve çevresindeki alanlarda yer almaktadır. İmar Barışı ile affedilen yapıların hangilerinin deprem ve diğer doğa olaylarına karsı gerekli standartları taşıdığı bilinmemekte, bu konuyla ilgili bilgiler kamuoyu ve ilgili meslek odalarıyla paylaşılmamaktadır.”

ELAZIĞ DEPREMİ BİR DÖNÜM NOKTASI OLMALI

Doç. Dr. Çamur, sözlerini şöyle sonlandırdı: “İmar affının hemen ardından gerçekleşen bu yıkıcı depremin ‘ülkemizin kent planlama ve imar politikalarının dönüşümü için, kentlerin, öldürebilir değil yaşanabilir olması için bir dönüm noktası olması’ gerekmektedir. Planlamanın parçalanmış ve kontrol edilebilir olmaktan çıkarılan rant odaklı yapılışının yeniden ve acil bir bütüncül içeriğe evrilmesi yönünde adımlar atılmalı.”