Konut Haberleri
12 Eki 2014 12:25 Son Güncelleme: 10 Oca 2019 01:59

Sanayici ve müteahhit arasında 'dikey yapılaşma' tartışması!

Mithat Yenigün, "İnşaat yatırımları sanayi gelişiminin önünde bir engel olarak durmadığı gibi sanayi yatırımları da mutlaka teşvik edilmelidir" dedi

Sanayici ve müteahhit arasında 'dikey yapılaşma' tartışması!
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Mithat Yenigün, "İnşaat yatırımları sanayi gelişiminin önünde bir engel olarak durmadığı gibi sanayi yatırımları da mutlaka teşvik edilmelidir" dedi.

Son dönemde gündemde olan sanayinin milli gelir içindeki payının azalması ve "dikey yapılaşma" tartışmaları ile ilgili olarak sanayiciler, yüksek maliyetlerin firma sahiplerini inşaat yatırımlarına yönlendirdiğini, müteahhitler ise inşaat yatırımlarının sanayi sektörünün önünde engel oluşturmadığını savunuyor.

TMB Başkanı Yenigün, AA muhabirine, inşaat sektörünün yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağladığını söyledi. İnşaat sektörünün Türk ekonomisindeki payının yüzde 30'a, tarım dışı istihdamdaki payının da yüzde 10'a ulaştığını belirten Yenigün, yurtdışı müteahhitlik hizmetleri ve bu kapsamdaki inşaat malzemesi ihracatı ile ülkeye kazandırdığı dövizin sektörün ekonomiye bir diğer önemli katkısı olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin hala tüm altyapısını tamamlamamış, yüzölçümünün büyük çoğunluğu deprem bölgesi olan, nüfusunun önemli bir kısmının konut sahibi olmadığı ve kentsel dönüşüm çalışmalarının sürdürüldüğü bir ülke olduğunu belirten Yenigün, "İnşaat sektörüne duyulan ihtiyacın uzun yıllar süreceği düşünülmektedir. Diğer yandan, inşaat yatırımları sanayi gelişiminin önünde bir engel olarak durmadığı gibi sanayi yatırımları da mutlaka teşvik edilmelidir" diye konuştu.

"Ayıplı iş yapanlar sektörden temizlenmeli"

Birçok kişinin inşaat sektörüne kolayca girebildiğine dair değerlendirmelerin hatırlatılması üzerine Yenigün, Türkiye'de bilinen yaklaşık 280 bin müteahhide karşılık, TMB üyesi 141 firmanın, yurt içindeki işlerin yüzde 70'ini, Türk müteahhitlerin yurt dışındaki işlerinin ise yüzde 90'dan fazlasını gerçekleştirdiğini ifade etti.

Birlik olarak kendilerinin de sektörün dinamiklerine ilişkin yıllardır yineledikleri çekinceleri bulunduğunu anlatan Yenigün, "Ülkemizde mesleğin itibarını zedeleyen ve bu işi layıkıyla yapan profesyonelleri fazlasıyla rencide eden denetimsizliğe  son verilmeli, yapı müteahhidi yetki ve sorumlulukları belirlenmeli, teknik ve finansal kapasitesi yeterli olmayan ve ayıplı iş yapanların sektörden ayıklanmasına imkan veren bir sistem getirilmelidir" diye konuştu.

Gayrimenkul yatırımlarında rantı kolayca arttıran durumlar olduğunu vurgulayan Yenigün, buna karşın deprem riski altında olan Türkiye için hayati önem taşıyan çok boyutlu kentsel dönüşüm sürecinin sadece bina bazlı ve rant odaklı ele alınmaması gerektiğini sözlerine ekledi.

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir ise sanayi sektörünün aktörlerinin inşaat sektörüne kaymasını imalat sanayisindeki üretim maliyetlerine bağladı.

Sabit fiyatlarla bakıldığı zaman 1998 yılından bu yana sanayi üretiminin GSYH içindeki payının yüzde 25 olduğunu ve değişmediğini belirten Özdebir, cari fiyatlarla bakıldığı zaman ise bu oranın önemli oranda gerilediğini kaydetti. Bu durumun Türkiye'ye özgü olmadığını, bütün dünyada benzer bir sorunun yaşandığını dile getiren Özdebir, "Sanayi üretiminde fiyatlar, milli gelir artışlarına göre göreceli olarak düşüyor ama Türkiye'de daha da fazla düşüyor. Bunun bir nedeni yurt dışından gelen ürünlerden kaynaklanan ve piyasa gözetimi ve denetimi olmadığı için yaşanan haksız rekabet, ikincisi ise sanayicinin üzerindeki yükler nedeniyle işletmelerin kar edememesi" dedi.

Kar edememe sorunu nedeniyle sanayinin milli gelir payının düştüğüne işaret eden Özdebir, firmaların Ar-Ge, inovasyon, yeni yatırımlar, iş sağlığı ve güvenliği gibi konularda para harcayamadıklarını, sanayicilerin para kazandıkları zaman ise bunu diğer sektörlerde değerlendirmeye çalıştıklarını belirtti.

Sanayinin GSYH içindeki payının artması için firmaların kar etmeleri gerektiğinin altını çizen Özdebir, "Eğer iş yeri yoksa iş de yok, aş da yok, vergi de yok. İşletmelerin üzerinde bürokratik maliyetler var, istihdam üzerinde çok ciddi maliyetler var. İşçilere 100 lira net para verdiğiniz zaman bunun ABD'de işverene maliyeti 116 lira, Avrupa'da ortalama 130 lira, Türkiye'de 184 lira. İnsanlar ayakta durmak mecburiyetinde. Bu maliyetlerin altında ezilen sanayici dolayısıyla AVM gibi inşaat yatırımlarına yöneliyor" değerlendirmesinde bulundu.