Gündem
23 Mar 2014 12:46 Son Güncelleme: 10 Oca 2019 00:57

Ortaköy Camisi’nin restorasyonunda sona gelindi

İstanbul Boğazı kıyısında bulunan ve vatandaşların "Ortaköy Camisi" olarak bildiği Büyük Mecidiye Camisi'nde restorasyon çalışmalarında sona gelindi.

Ortaköy Camisi’nin restorasyonunda sona gelindi
Mayıs ayında ibadete açılacak camide, 3 yıl süren restorasyon çalışmalarında 8 milyon liraya yakın para harcandı.

İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdürü İbrahim Özekinci, Büyük Mecidiye Camisi'nde gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları hakkında AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, "Boğazın İncisi" olarak anılan caminin aslına uygun haline getirildiğini söyledi.

Camiden ilk şikayetlerin tavandan çeşitli sıvaların dökülmesiyle gelmeye başladığını ifade eden Özekinci, daha sonra yapılan incelemelerin ardından camide acil onarım yapılması gerektiği kararının çıktığını dile getirdi.
Özekinci, 2011'de Kuveyt Türk'ün sponsorluğunda çalışmaya başladıklarını belirterek, "Burası bir dolgu zemin ve Abdülmecid tarafından 1853'de ibadete açılan bir cami. Klasik Osmanlı mimarisinden modern usule geçişin en önemli eserlerinden birisi. Eski klasik dikdörtgen, ahşap kepenkli pencerelerden devasa pencerelere geçilmiş. Son derece şeffaf, ferah, aydınlık cami sistemlerine geçilen barok tarzının en önemli eserlerinden birisi" diye konuştu.

Camide yaşanan deprem ve yangınlar
İbrahim Özekinci, 1894'te yaşanan İstanbul depreminin camiye büyük zarar verdiğini ve caminin minarelerinin yıkıldığını anlattı.

Eski fotoğraflara bakıldığında yapıda minarelerin yivli ve minare külahlarında kurşun olduğunun görüldüğünü ancak depremin ardından yapılan onarımdan sonra yivli minare gövdesinin yok olduğunu gördüklerini anlatan Özekinci, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Cami daha sonra çeşitli onarımlardan geçmiş ama bizim için en önemli onarım Vakıflar Bölge Müdürlüğünün 1964'te yaptığı onarımdır. Bu yılda artık caminin tamamen kullanılamaz hale geldiği yönünde raporlar çıkmış. Ciddi bir onarım geçirmiş, orada baktığımız zaman kubbenin tamamen kaldırıldığını görüyoruz. Çift cidarlı betonarme bir kubbe yapılmış ama esas betonarme bir kubbe yapılmış. Asıl önemlisi ise güçlendirme işlemleri yapılmış ve bunu gerçekten önemsiyoruz."
Veriler karşılaştırıldığında 1950-1960'lı yıllarda yapılan restorasyonlarda hep büyük hataların yapıldığı yönünde demeçler verdiklerinin altını çizen Özekinci, "Bilim kurulumuzun yaptığı değerlendirmeler neticesinde buradaki güçlendirmelerin gerçekten mükemmel olduğu ortaya çıktı ve da bu bizi çok sevindirdi, zeminimiz çok sağlam" ifadelerini kullandı.

Özekinci, 1984'te yapıda yangınlar çıktığını ve 1985'te yeni bir restorasyon yapıldığını anımsatarak, şu bilgileri verdi:
"Bu tarihten sonraki en kapsamlı restorasyon ise işte bu çalışmamız. Çalışmaya başladığımız zaman şunu gördük; dış cephelerde özellikle taş yüzeylerde çok ciddi bozulmalar vardı. İsten, çevre kirliliği ve benzeri olaylardan dolayı da simsiyah bir yapıya dönüşmüştü. Yani dünyanın gözü önündeki bir yapının maalesef tehlike arz ettiğini görüyorduk. İşte burada çok ciddi bir çalışma başlattık. Caminin kubbesinin aleminin düzeltilmesinden zemine kadar tamamen elden geçti. Burada özellikle taş değişimleri çok zamanımızı aldı. Taşların üzerinde gerçekten çok güzel motifler var. Sadece kesme bir taş değil, bunun üzerinde ayrıca o dönemin motiflerini tek tek işlemek zorundasınız ve bunlar devasa ağırlıkta taşları vinçlerle yerine koyabiliyorsunuz. İşte bu taş değişimleri yapıldı ve kubbedeki kurşunlarımız yenilendi."
Özekinci, minarenin alemlerindeki kurşunların tekrar düzeltildiğini ifade ederek, "Şerefe altında gördüğümüz o yaprak motifleri vardır ve onlar tekrar onarıldı, yerlerine konuldu. Bunun haricinde dış cephelerde mikro kumlama yöntemiyle çok hassas işçilikle temizlikler yapıldı. Değişmesi gereken taşlar tek tek kesilerek, yerlerine monte edildi" dedi.

50 kişilik ekip, 3 yıl çalıştı

İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdürü İbrahim Özekinci, restorasyon çalışmalarında 3 yıl boyunca 50 kişilik bir ekibin görev yaptığını belirterek, ekibin büyük özen ve özveriyle başarılı bir çalışma yaptığını anlattı.
Camideki en önemli çalışmalarından birinin stucco sıvalar olduğunu anlatan Özekinci, konuşmasını şöyle devam ettirdi:
"Bu sıvalar gerçekten çok özellikli. Burada özellikle TBMM Milli Saraylardan Sorumlu Genel Sekreterliğimize çok teşekkür ediyoruz. Çünkü uzman ekiplerimizi Milli Saraylardan getirdik. İşte bu çalışmalar neticesinde stucco sıvalar da yapıldı. İkincisi kalem işleri... Tamamen elden geçirildi. Ahşap yapıların deformasyonları, elektronik tesisat tümüyle onarıldı. Zeminde bazı yerlerde uygun olmayan betonlar vardı, onlar kaldırıldı. Cami içerisini 'kara sıva' dediğimiz çimento harçlardan arındırdık ve normal horasan harcı yaptık. Caminin girişindeki asma kat kısmını kaldırdık ve cami aslına uygun haline getirildi."

Özekinci, cami çevresindeki korkulukların da onarıldığını belirterek, şunları söyledi:
"Halkımız 'Biraz geç kalındı' diyebilir ama eski eserler gerçekten çok titiz davranılmasını gerektiriyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak restorasyon ilkemiz; minimum müdahale ve maksimum koruma ilkelerine dayanıyor. Yani bir şeyin yenisini yapmak çok kolay ama korumak çok zor ve zaman gerektiriyor. Çünkü biz bunların belge niteliğini ortadan kaldıramayız. Bunları gelecek nesillere aktarma zorunluluğumuz, sahip çıkma şuurumuz var. Çok şükür sona yaklaştık ve mayıs ayında inşallah camiyi cemaatimizle buluşturacağız."

Caminin restorasyonunda 8 milyon liraya yakın para harcandığını ifade eden Özekinci, "Rıhtım bölümüyle caminin bitişiği avlu kısmında küçük çatlaklar görüyoruz. Biz bunun da araştırmasını yaptık ve rıhtım bölümünde kaymalar olduğunu tespit ettik. Arkadaşlarımız gerekli çalışmaları yaptı. Onlar şu anda Anıtlar Kurulu'nda, inşallah kurul kararı çıktığında rıhtım bölümünde ciddi bir güçlendirme yapacağız" bilgisini verdi.