Ekonomi
29 Mayıs 2015 09:50 Son Güncelleme: 10 Oca 2019 02:45

Önümüzdeki dönem çok kritik!

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Koalisyonların, siyasi istikrar bozulduğu zaman bir ülkeyi kısa zamanda nasıl çökertebiliyorlar, en canlı örneğini yakın tarihimizde yaşamışız. Bunun için önümüzdeki dönem çok kritik olacak" dedi

Önümüzdeki dönem çok kritik!
Babacan, Ekonomi Kulübü tarafından düzenlenen programda yaptığı  konuşmada, dışa açık bir ekonomi olarak dünyada olup bitenlerin Türkiye'yi az ya  da çok etkilediğini söyledi.

Böylesi bir ortamda ülke ekonomisini azami şekilde korumak, varsa  fırsatlardan istifade etmek gerektiğini dile getiren Babacan, dışarıdan  gelebilecek her türlü olumsuzluk karşısında da ekonominin kalıcı bir hasara  uğramamasını sağlamanın öncelikler arasında bulunduğunu belirtti. Babacan,  izlediklerini ekonomik politikaların özünde de bunların bulunduğunu vurguladı.

Türkiye'nin küresel sorunları yakından izlediğine, finansal ve  ekonomik sorunlara çözüm arayışları içerisinde yer aldığına işaret eden Babacan,  Türkiye'nin, G20 Dönem Başkanlığında da bu organizasyonun gündemine ve çalışma  konularına  başlıklar eklediğini söyledi.

Küresel krizin ekonomiler üzerindeki etkilerinin sürdüğüne dikkati  çeken Babacan, özellikle Avrupa ekonomisinin genel tablosunun Türkiye'yi yakından  ilgilendirdiğini, Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyanın da ciddi sıkıntılarla  karşı karşıya olduğunu vurguladı.

İstikrar vurgusu

Dünyada nüfusunun çoğunluğu Müslüman olup kendi içinde istikrarını  koruyabilen, ekonomisini güçlü tutabilen ülke sayısının çok sınırlı olduğuna  işaret eden Babacan, şunları kaydetti:

"Türkiye olarak sahip olduğumuz istikrar zeminin kıymetini mutlaka  bilmemiz lazım. Türkiye'deki siyasi istikrar şu anda en önemli değerimiz,  varlığımız. İstikrar olmadığında dünyanın en büyük ikinci petrol rezervlerine  sahip Irak, nasıl her gün vahşetin sahnesi olabiliyor, Libya gibi bir ülke nasıl  zor duruma düşebiliyor. Bir bakıma petrol, gaz, diğer doğal kaynaklar da para  etmiyor, ülkede siyasi istikrar, huzur, güven yoksa... Bizim en önemli varlığımız  bu. Tarihimizde hiçbir zaman sömürgeci olmamışız, başka ülkelerin varlıklarına,  servetine el koyup da üzerine oturmamışız, doğal kaynaklarımız sınırlı.

Türkiye olarak alnımızın teri, bileğimiz gücüyle ekonomimizi büyüttük,  hak ederek bu noktaya geldik. Ağırlıklı olarak da özel sektörün çabalarıyla  bugünkü noktaya geldik. 12 yıllık tecrübemizde devletin yaptığı harcamanın,  yatırımların büyümeye katkısı hemen hemen sıfır. Bizim büyümemiz asıl özel sektör  eliyle oluyor. Havaalanları, otoyolları, köprüler, barajlar yapıyoruz, bunlar  Türkiye'deki yatırımların yüzde 20'si ediyor. Türkiye'deki yatırım harcamasının  yüzde 80'ini özel sektör yapıyor."

Siyasi istikrar olmadan ekonomik istikrarı sağlamak neredeyse imkansız  olduğunu vurgulayan Babacan, böyle bir ülke bulunmadığını söyledi.

   Katılım bankacılığı ve Megabank

  Ali Babacan, katılım bankalarının 1980'lardan bu yana hizmet verdiğini  ama özellikle 1990'lı dönemlerde katılım bankalarının çok ciddi dışlandığını,  üvey evlat yerine konulduğunu belirtti.

  Katılım bankalarının 2001 kriziyle çok ciddi sorunlarla başbaşa  kaldığını anlatan Babacan, "Katılım bankalarının finans sistemimizdeki piyasa  payı yüzde 3'ten 5'e çıktı. Bundan da memnun değiliz. Bunun için kamuyu da bu  işin içine sokalım dedik. Bu konuda hassasiyeti olan mevduat sahibi ve fon  kullanımı oldukça çok fazla. Yeter ki imkan olsun, kapılar açılsın" dedi.

   Megabank konusunda ise yaklaşık 1 yıldır uğraştıklarını anımsatan  Babacan, Endonezya, Türkiye ve İslam Kalkınma Bankasının kurucu olarak yer  aldığı, güçlü finansal yapıya sahip bu yeni finans kuruluşunun dünyadaki katılım  bankaları için merkez bankası görevi göreceğini ve büyük yatırımlar için yatırım  bankacılığı fonksiyonu üstleneceğini söyledi. Babacan, "Hazine'den arkadaşlarımız  Cidde'ye yola çıkıyorlar. Endonezya'dan gelen yetkililerle ve İslam Kalkınma  Bankası ile beraber kuruluş mekanizmasını, çalışma usullerini ve amacını yazılı  dokümanlar haline getirmeye başlıyoruz. Kısa zamanda bu yeni müesseseyi de  dünyaya kazandırmayı ümit ediyoruz" diye konuştu.

"Muhalefet kendi dönemlerini hatırlıyor"

Babacan, Türkiye'nin sağlam bir bütçeyle yola devam ettiğini ifade  ederek, "Diğer siyasi partilerin bu ara üzerine oynadıkları mali disiplin, sağlam  bütçe ayağını tamamen ortadan kaldıracak kadar tehlikeli politikalar. Dolayısıyla  onlara hiç prim vermeyiz, vermeyeceğiz de. Onlar kendi dönemlerini hatırlıyorlar  emekli maaşlarına, asgari ücrete yüzde 30, 40, 50 zamların verildiği dönemler  olmuş ama arkadan gelen yüzde 50, 60, 80 enflasyon paranın değerini sıfırlamış.  Önemli olan maaşın nominal rakamı değildir. Önemli olan o paranın satın alma  gücüdür. 12 yıllık dönem, satın alma gücünün arttığı bir dönemdir. Bütçede  gerçekçi olacağız. Çünkü orada har vurup harman savurunca bunun sonu para basmaya  gidiyor, para basma da enflasyonu getiriyor. Enflasyon da verilen zamların  hepsini alıp götürüyor" diye konuştu.

Önümüzdeki dönemde en önemli koruların yapısal ve mikro ekonomik  reformlar olacağını vurgulayan Babacan, bu amaçla 1248 eylemi bir takvime bağlı  olarak açıkladıklarını söyledi.

Kamu hizmetlerinden memnuniyet ve güvende yargı alanında gerileme  yaşandığına işaret eden Ali Babacan, yargıdaki bazı hakim ve savcıların belli bir  yapının kontrolü ve emir komuta zincirinde çalışıyor olmasının başlı başına  felaket olduğunu dile getirdi. Babacan, "Orada bir reform yapılacaksa bunu  hükümet, Meclis yapacak. Yargı kendi kendini reforme edecek bir kabiliyete sahip  değil" dedi.

  Babacan, eğitimin reforma ihtiyaç duyulan bir diğer önemli alan  olduğunu belirten Babacan, bu alanda niceliksel ilerleme sağlanmasına karşın  niteliğe bakıldığında sorunlar bulunduğunu ifade etti.

"Türkiye'nin önü açık"

Türkiye'nin bir geçiş dönemi yaşadığını ve buna yönelik yol haritasını  detaylı olarak hazırladıklarını dile getiren Babacan, "Ekonomik aktörler önlerini  göremezlerse dururlar. Görüş mesafesi kısalırsa daha yavaş giderler. Bu tüketici,  yatırımcı ve finans sektörü için de böyledir. Önümüzdeki dönemle ilgili  hazırlıklar bütün detaylarıyla yapıldı. Burada önemli olan yazılıp çizilenin  fiilen uygulanması. Hazırlıklarımız harfiyen uygulandıktan sonra Türkiye'nin önü,  yolu açık" diye konuştu.

Siyasi istikrar bozulduğunda bir ülkenin nasıl kötüleşebildiğinin  dünyadaki örneklerde ve koalisyonlar dönemlerinde görüldüğünü belirten Babacan,  "Koalisyonların, siyasi istikrar bozulduğu zaman bir ülkeyi kısa zamanda nasıl  çökertebiliyorlar en canlı örneğini yakın tarihimizde yaşamışız. Bunun için  önümüzdeki dönem çok kritik olacak. Seçimlerle ortaya çıkacak siyasi tablo  Türkiye'nin önümüzdeki 4, 8 yılını biçimlendirecek çok kritik bir dönem. Ümit  ediyorum ki seçimler Türkiye'deki istikrar zeminini güçlendiren bir sonuç  getirir" dedi.