Ekonomi
09 Eki 2015 09:06
Son Güncelleme: 10 Oca 2019 03:33
Ayşe Burcu Arslan: İflas edecek firma iki kat artabilir!
Uluslararası alacak ve risk yönetimi şirketi ARS Danışmanlık Genel Müdürü Ayşe Burcu Arslan nakit döngüsündeki sorunları anlattı.
Güçlü dolar ve siyasi belirsizlikler şirketlerin ödeme
önceliklerini değiştirdi. Geçen senenin ilk 6 aylık dönemine göre
bu yılın ilk 6 ayında 120 gün ve üzerinde piyasaya olan ödemesini
geciktiren şirketlerde 8 kat artış olduğu hesaplanıyor. ARS
Danışmanlık Genel Müdürü Ayşe Burcu Arslan “Tahsil kabiliyeti
düştü. Piyasadaki ortam iflasa sürüklenen firma sayısının 2016
yılında en az iki katına çıkabileceğini gösteriyor”
dedi.
Yılın ilk 9 aylık döneminde firmaların ödeme reflekslerini
değerlendiren uluslararası alacak ve risk yönetimi şirketi ARS
Danışmanlık Genel Müdürü Ayşe Burcu Arslan, karar vericilerde ‘umut
kaybı’ yaşandığını kaydetti. Arslan, bir şirketin, hukuki
zorunluluğu olan, bankaya kredi borcu gibi, ödemeleri dışarıda
tutulduğunda geciken tahsilatlarında etkisi ile panik halinde ödeme
önceliklerinin değiştiğini anlattı. Arslan, şirketlerin
üretimlerini dahi kısıtlayıcı kararlar aldıklarını belirterek
“Çünkü hammaddeyi ithal ediyorlar. Kurdaki yükseliş özellikle
dolarla ithalat yapıp TL ile iç piyasaya satan şirketleri daha çok
zorladı. Bu da üretim, istihdam ve yatırım önceliklerini azalttı.
Eğitim ve reklam harcamalarını ise bitirdi. Firmaların daha çok
kısa vadeli, günü kurtarma kararları verdiğini görüyoruz” diye
konuştu.
İflas eden bir firmanın önceki 6 ay içindeki ödeme
gecikmelerinin yüzde 50 arttığına da değinen Arslan, “30 gün
geciken 60 gün gecikmeye başlıyorsa bu iflasın habercisidir.
İflasın eşiğinde olan firma sayısı artıyor. Bankaların tahsili
gecikmiş alacakları da artacak ama piyasaya olan ticari borcun
artmasının yanında hiç kalacak. Çünkü piyasada ‘nazınızın’ geçtiği
şirketlerle çalışıyorsunuz” şeklinde konuştu.
Vadesinde ödeme kabiliyeti düşecek Arslan, firma
büyüklüklerine göre gecikme analizlerinin mikro şirketlerde
vadesinde ödeme oranının yaklaşık yüzde 55 olduğunu büyük
şirketlerde ise vadesinde ödeme oranının yaklaşık yüzde 30
düzeyinde olduğunu kaydetti. Arslan, “Büyük şirketlerde 30 güne
kadar gecikmeli ödeme oranı ise yüzde 55 civarında. Büyük ölçekli
şirketlerin vadelerin uzatılmasına yönelik talep güçlerini
kullanmaları, onların ayakta kalmasını ve nakit akışlarındaki
dalgalanmalardan daha kolay sıyrılmalarını sağlarken böyle bir
lükse sahip olmayan küçük işletmelerin işi daha zor. Yani ülke
ekonomisindeki daralmayla beraber, siyasi belirsizliklerin gündemde
olduğu bir atmosferde ödeme önceliklerinin değişmesi, vade gecikme
talepleri yönünden güçsüz olan mikro ve küçük işletmeleri daha
olumsuz etkiliyor. Büyüklerin de talep güçlerini kullandığı
piyasada küçükler de gecikme yaşarsa bir domino etkisi oluşabilir.
2016’da mikro şirketlerde vadesinde ödeme oranının yüzde 55’ten
yüzde 40’a kadar düşmesini bekliyoruz” değerlendirmesini
yaptı.
Müşteriyi kaybetmek istemeyen şirketini nakit krizine
sokuyor
Türk kültüründe ödeme isteme tembelliği ya da çekingenliği
olduğuna da işaret eden Arslan, “Kültürlerin parayı algılayışları
çok farklı. Bizde çevre etkisi çok yoğun ve ödemesini isteyen
insanı mahcup bırakabiliyoruz. Avrupa’da ise ödeme talep etmek çok
normaldir. Ödeme çekingenliği bir süre sonra panik yaratıp ödeme
krizinin içine sokuyor. Türkler müşteriyi kaybetmemek uğruna
kendilerini nakit krizine sokuyorlar” dedi.
Dünya Gazetesi/ECE CEYHUN