Konut Haberleri
17 Ara 2011 19:42 Son Güncelleme: 09 Oca 2019 23:24

Alman Mobilya Sektörü 2011'i Yüzde 5 Büyüme ile Kapatmayı Bekliyor

Dünya Genelinde Mobilya Satışları Artarken Alman Mobilya Sektörü 2011'i Yüzde 5 Büyüme ile Kapatmayı Bekliyor

Alman Mobilya Sektörü 2011'i Yüzde 5 Büyüme ile Kapatmayı Bekliyor

Küreselleşme süreci bir yandan dünya pazarlarını küçültürken diğer yandan da bu pazarlardaki işbirliği alabildiğine yaygınlaştırmaya çalışıyor. Firmalar, mesleki örgütler, sektör meclisleri, fuar kuruluşları, hatta belediyeler, hükümetler bu devasa pazardan pay kapabilmek adına birbirleriyle iletişime geçiyor, koordineli bir biçimde kendi sektörleri, ülkeleri için bir sinerji yaratmaya çalışıyorlarlar. Tüm bu gelişmelerden ulusal ve uluslararası mobilya endüstrisi de payını almakta ve çeşitli projeler çerçevesinde etkinliklerini alabildiğine küreselleştirerek dünyanın dört bir yanına yaymaya çalışıyorlar.

İşte bu çabayı gösterenler arasında en verimli örneklerinden birini de Alman mobilya endüstrisi oluşturmakta. Örgütlenme ilke ve uygulamalarıyla dünya pazarlarına örnek olan Almanlar, mobilya sektöründe de merkezi ve yerel yönetimleri, meslek örgütleri, fuar organizatörleri ve sektörel basın kuruluşları ile her dönem birlikte hareket ediyor ve bunun da olumlu sonuçlarını görüyorlar. İşte bu politikalar çerçevesinde, özel, sektörel ve yerel yapıları konfederatif bir yapı çerçevesinde biraraya toplayan Alman Ağaçişleme Endüstrileri Birliği'nin çatısı altında faaliyet gösteren Alman Mobilya Endüstrileri Derneği VDM'nın çalışmalarının ayrı bir yeri ve önemi var. Her yıl, akademisyenler ve araştırmacıların hazırladığı Almanya ve dünya mobilya pazarlarına ilişkin istatistikler ve araştırmalar, örgütün profesyonelleri tarafından derlenerek, her yıl, Imm Cologne fuarı öncesinde gerçekleştirilen promosyon ve tanıtım faaliyetleri çerçevesinde bir rapor olarak hazırlanmaktadır. Alman Mobilya Sanayi Birliği VDM Basın sözcüsü Ursula Geismann tarafından derlenip yorumlanan bu yılın dünya ve Almanya mobilya endüstrisi istatistikleri, üretim, istihdam, iç ve dış ticaret rakamları gibi verilerin yanısıra genel ekonomik durum ve mobilya sektörünün beklentilerini de içeren raporu aşağıda bulacaksınız. Raporda ayrıca 2012 yılı iç mimari ve dekorasyon ve trendleri ile bunların ürün tasarımlarına olan yansımaları da ayrıntılı bir biçimde anlatılıyor.

AVRUPA'NIN YOLCULUĞU SÜRÜYOR

Halen Avrupa genelinde hakim olan izlenim Avrupa'nın Zeus ile yine bir Yunan adasına doğru yüzüyor olduğuyönünde. Bu nedenle yılın ikinci yarısının ne gibi gelişmelere sahne olacağı tam olarak belirlenememiş bulunuyor. Karamsarlar giderek artan borç krizi ve buna bağlı olarak başlatılan tasarruf programları nedeniyle dünya genelinde ekonomik durgunluk dönemine girileceğine dair haberler yayarken, iyimserler kısa bir tökezlemeden sonra pazarların tekrar sakinleşeceğini tahmin ediyorlar.


ALMAN MOBİLYA SANAYİ İYİMSER

Alman mobilya endüstrisi açısından baktığımızda ikinci senaryonun daha doğru olduğunu düşünüyoruz. Nitekim sektörün farklı segmentlerinde alınan siparişler - biraz hız kaybetmekle birlikte - artış göstermeye devam ediyor. Bu nedenle de yaz başlangıcında ortaya çıkan durumun geçici bir tökezlemeden ibaret olduğunu düşünüyoruz. Sektörümüzün küresel ticaret hacmine baktığımızda - ki ticaret hacmi geçtiğimiz on yıl içinde iki kattan fazla artış göstermiş - bir kez daha iyimser yaklaşımın daha doğru olduğunu görüyoruz. Mevcut koşullar 2012 yılında da yine çok başarılı bir yaşayacağımızı gösteriyor. Fuar salonları aylar önce neredeyse tamamen dolmuş bulunuyor. Gelecek yıl Köln'de yeni ürünlerini sergileyecek olan uluslararası katılımcıların sayısında artış olacağı görülüyor. Katılımcıların uluslararası niteliğinin artmasına paralel olarak, uluslararası ziyaretçi oranının da yükseleceğini tahmin ediyoruz. Orgatec, Bahçe İhtisas Fuarı, Kind & Jugend ve interzum gibi mobilya ve mobilya yan sanayi fuarlarıyla birlikte "No. one in furniture" olarak tanımlanmayı hak ediyor.

KÜRESEL MOBİLYA PAZARI

2008 sonunda ve 2009 yılında yaşanan küresel ekonomik ve finansal kriz sonrasında mobilya tüketimi dünya genelinde gerek geçtiğimiz yıl gerekse içinde bulunduğumuz yıl tekrar artış göstermeye başladı ve sektör halen yaklaşık 280 milyar Euro'luk ticaret hacmine sahip bulunuyor. Burada ekonomik duruma bağlı olarak farklı dinamiklere tanık oluyoruz. Asya ülkeleri -gerek yurtiçinde gerekse ihracat alanında - yüksek büyüme oranlarına ulaşırken, ABD iç pazarındaki duraklamanın devam etmesinin yanısıra - ki 2010 yılında ev satışlarında belirgin gerileme görülmüştü - yüksek işsizlik oranı ve yüklü kamu borçlanmasının tüketici güveni üzerinde etkili olduğunun da göz önünde bulundurulması gerekiyor. ABD mobilya üreticisi olarak son yıllarda büyük önem kaybetmiş bulunuyor. Uzmanlar geçtiğimiz on yıl içinde 400 dolayında üreticinin ABD piyasasından çekilmek zorunda kaldığını belirtiyor. Buna rağmen Kuzey Amerika 24 milyar dolarla (17 milyar ?) dünyanın en büyük mobilya ithalat pazarı olma özelliğini koruyor. ABD'yi Almanya, İngiltere, Fransa ve Kanada gibi diğer büyük batılı ekonomiler izliyor. Çin Halk Cumhuriyeti son yıllarda dünyanın en önemli mobilya ihracatçısı konumuna yükselirken ve yıllık mobilya ihracat hacmi 30 milyar doları (21 milyar ?) aşarken, nüfusun gelir düzeyinin yükselmekte olması ve tüketim eğiliminin giderek güçlenmekte olması dolayısıyla Çin Halk Cumhuriyeti'nin iç pazarı da yabancı mobilya üreticileri için giderek daha cazip hale geliyor. Çin İstatistik Dairesi verilerine göre sadece 2010 yılının ikinci altı aylık döneminde mobilya harcamaları % 40 dolayında artış göstermiş bulunuyor. Bu gelişmeden Çinli üreticilerin yanısıra nitelikli marka ürünler sunan Alman ve İtalyan mobilya üreticileri de yararlanıyor. Küresel ekonomik ve finansal krize bağlı olarak yaşanan belirgin gerileme sonrasında dünya mobilya ticareti 2010 yılında yine hissedilir ölçüde artmış bulunuyor. Geçtiğimiz yıl küresel mobilya ticaret hacminin 102 milyar dolar veya 73 milyar Euro düzeyine yükselmiş olduğu, dolayısıyla % 7 dolayında bir artış kaydedilmiş olduğu görülüyor. İçinde bulunduğumuz yıl ticaret hacminin tekrar % 5 dolayında artış göstermesi bekleniyor.

AVRUPA'NIN EKONOMİK DURUMU

Avrupa Birliği 27 üye ülke ile birlikte dünyanın en büyük ekonomik bölgesini oluşturuyor. Toplam 500 milyonluk AB nüfusunun gayrısafi yurtiçi hasılası geçtiğimiz yıl - bir önceki yıla kıyasla- % 1,8 oranında büyüyerek 12,3 trilyona ulaşmış bulunuyor. Ancak yaşanan küresel ekonomik kriz sonrası toparlanma süreci ülkelere göre büyük farklılıklar gösteriyor. Almanya, Polonya ve İsveç gibi ülkeler ortalamanın üzerinde bir gelişme gösterirken, İspanya veya İngiltere gibi ekonomiler - tüketim üzerinde de belirli etkiler yaratacak - duraklama dönemi yaşamak zorunda kaldılar. 2011 yılının ikinci çeyreğinde Almanya'da olduğu gibi, Avrupa genelinde de ekonomik büyümenin yavaşladığına tanık olundu. 2011 yılının Nisan ve Haziran ayları arasında gayrısafi yurtiçi hasıla - bir önceki çeyreğe kıyasla- sadece % 0,2 oranında büyüdü. Ancak ekonomik büyüme bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla % 1,6 düzeyinde gerçekleşti.

ALMAN MOBİLYA SANAYİ

Almanya Avrupa'nın en önemli mobilya pazarını oluşturuyor. Sektörün 2010 yılı cirosu 18,5 milyar Euro (+% 2,2) düzeyinde bulunuyor. Çalışan sayısı 50 kişinin üzerinde olan üretim tesislerinin ciroları 2011 yılının ilk altı ayında - bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla - % 7,3 artışla 8,2 milyar Euro oldu. 2011 yılı genelinde sanayi sektörümüzün % 5 oranında bir büyüme kaydedeceğini tahmin ediyoruz. Sektörel ciro artışının sene sonuna doğru - yılın ilk yarısına kıyasla - biraz hız kaybedeceğini düşünüyoruz. Alman mobilya endüstrisinin yılın ilk yarısında elde ettiği olumlu gelişmeye cirolarını % 22,8 oranında memnuniyet verici bir artışla 1 milyar ? düzeyine yükselten büro mobilyaları üreticileri önemli katkı sağladı. Aynı şekilde mağaza mobilyaları üreticileri de ortalamanın üzerinde bir sonuç elde ederek satışlarını % 14,9 artışla 660 milyon Euro'ya yükseltmeyi başardılar. Büro ve mağaza mobilyaları dışındaki satışlar, yani ev mobilyaları satışları % 4,6 artışla 6,5 milyar Euro düzeyine yükseldi. Dolayısıyla mobilya sanayinde yatırım malları tüketim mallarına kıyasla daha olumlu gelişme kaydetmiş oldular. 2011 yılının Ocak ve Haziran ayları arasındaki dönemde % 6,1 oranında artışla yaklaşık 3,4 milyar Euro'ya yükselten dolap türü mobilya üreticileri olumlu bir ticari başarı elde etti. Mutfak mobilyaları üreticileri ise - bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla - cirolarını % 5,3 oranında yükselterek 2 milyar Euro dolayında satış gerçekleştirdiler. Mobilya endüstrisi içinde nispeten küçük bir paya sahip bulunan şilte üreticileri ise cirolarını % 4,4 oranında artışla 370 milyon Euro'ya yükseltti. Sektörün olumlu yöndeki gelişmesinden yararlanamayan yegane branş, ciro hacmi % 2,5 oranında gerileyerek 810 milyon Euro'ya düşen döşemeli mobilya üreticileri oldu. Ancak bu gerileme tamamen istatistiki değerlendirmelerden kaynak-landı. 2011 yılından itibaren istatistiklere dahil edilen döşemeli mobilya üreticilerinin sayısı - 2010 yılına kıyasla - % 16,7 oranında azalmış olduğundan, söz konusu branşın toplam cirosunda belirgin bir gerileme görüldü. Döşemeli mobilya üretim sektörünün gerçek cirosunun % 2 dolayında artmış olduğu tahmin ediliyor.

İTHALAT - İHRACAT VERİLERİ

İhracat sektöründeki gelişmelerin de ümit verici nitelikte olduğunu düşünüyoruz. İhracat hacmi birkaç aydan beri hissedilir ölçüde artış gösteriyor. Yurtdışı satışlarında geçtiğimiz yıl % 6,3 oranında artış kaydedildikten sonra 2011 yılının Ocak ve Haziran ayları arasındaki dönemde de ihracat hacmi % 12,2 artışla 4,3 milyar Euro'ya yükseldi. İhracatın neredeyse her ay yükselme eğilimi gösterdiğine tanık oluyoruz: Ocak: + %11,9, Şubat: + % 15,5, Mart: + %13,3, Nisan: + % 15, Mayıs: + %15,4. Sadece Haziran ayında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla % 1,6 oranında gerileme kaydedilmiş bulunuyor. Özellikle memnuniyet verici bir diğer hususu ise Alman mobilya sanayi açısından önem taşıyan Fransa veya İsviçre gibi pazarların % 25,9 veya % 16,9 oranında büyüme kaydetmiş olmaları oluşturuyor. Çin (+ % 68,0), Rusya (+ % 27,4) ve Hindistan (+ % 20,5) gibi BRİC ülkeleri -Çin ve Hindistan'da ortalamanın üzerinde oranlarda olmak üzere - en yüksek büyüme oranlarına ulaşmak suretiyle giderek önem kazanmakta olan ülkelerdeki büyüme potansiyelimizi ortaya koymaktalar. 2011 yılının sonuna kadar Çin Halk Cumhuriyeti'nin - mobilya sanayimiz açısından Avrupa dışındaki en önemli pazarı oluşturmakta olan - ABD'nin yerini alması bekleniyor. Alman mobilya sanayi açısından dördüncü önemli ihracat ülkesi olan Hollanda'da (- % 3,3) ve beşinci sırada yer alan Belçika'daki (- % 1,2) gelişmeler sorun yaratıyor. Yunanistan pazarı da - ülkenin içinde bulunduğu finans krizi nedeniyle şaşırtıcı olmamakla birlikte - % 9,6 oranında bir gerileme yaşamış bulunuyor. Buna karşın yılın ortalarında % 3 oranında gerilemiş bulunan İngiltere pazarının yavaş da olsa istikrara kavuşmakta olduğunu görüyoruz. Almanya'nın mobilya ithalatı 2011 yılının Ocak ve Haziran ayları arasında % 8,3 oranında artarak 4,9 milyar Euro oldu. Dolayısıyla mobilya ithalat sektörü ihracata kıyasla daha yavaş bir gelişme gösterdi. Böylelikle dış ticaret açığı aynı dönem içinde % 15,4 azalarak 540 milyon ? düzeyine indi. AB dışında kalan ülkelerden yapılan ithalatın % 14,6 ile ortalamanın üzerinde bir artış gösterdiği ve zaman içinde Almanya açısından en önemli mobilya üreticisi ülkeler arasına katılmış olan Türkiye'den gerçekleşen ithalatın % 32,1 ile özellikle yüksek artış gösterdiği dikkat çekiyor. Çin Halk Cumhuriyeti % 3,9 oranında artışla Polonya'dan sonra en önemli ithalat ülkesi konumunda bulunuyor. AB ülkelerinden gerçekleştirilen mobilya ithalatı da ortalamanın üzerinde artış (% 9,7) gösterdi. Ayrıca Slovenya (+ % 55,2) ve Romanya (+ % 31,9) gibi Doğu Avrupa ülkelerinden gerçekleştirilen mobilya ithalatı da belirgin şekilde yükseldi.

2012 DEKORASYON TRENDLERİ

Herkes bilir: Artık mutfağınızda arkadaşlarınızla gece yarısına kadar kutlama yapar, salonda ise eşinizle bir bardak çay içer veya güzel bir kitap okursunuz. Oysa eskiden durum çok farklıydı. Eskiden mutfak sadece, daha sonra konuklara şık yemek odasında ikram edilecek olan yemeklerin pişirilmesi için kullanılırdı. Daha sonra konuklarla birlikte salona geçilir ve akşamın kalan saatleri -tabii ki bir puro eşliğinde - rahat koltuklar üzerinde geçirilirdi. Ancak ev yaşantısına yönelik beklentilerin değişmesiyle birlikte ev içindeki mekanların düzeni de tamamen değişmiş oldu. Artık modern ev planlarında kapalı mekanlara neredeyse hiç yer verilmiyor. Bir zamanlar tamamen birbirinden ayrı tasarlanan mekanlar artık birbirine geçmiş ve eski işlevlerini kaybetmiş bulunuyor. Artık çağdaş yaşamda insanlar salonlarına ne yerleştireceklerini değil, söz konusu mekanda ne yapmak istediklerini düşünüyorlar. Bir zamanların "ya öyle-ya da böyle-modeli" yerini "hem öyle-hem böyle" anlayışına bıraktı. Artık herşey mümkün olabiliyor. Herşey mümkün olabileceği gibi, insanlar artık çok yönlü kişiliklerini kendi evlerinde rahatça ortaya koyma olanağına sahip bulunuyorlar. Dolayısıyla artık ev dekorasyonunda eski geleneksel sınırlamaların üstesinden gelinmiş bulunuyor. Televizyon mutfak bölümüne yerleştirilebiliyor, açık mutfak düzeniyle yemek masası iletişim merkezi haline getirilebiliyor ve banyo küveti yatak odasına yerleştirilebiliyor. Eski mobilyalar yenileriyle kombine ediliyor, kışın da barbekü yapılabileceği gibi, gerekirse, evin antresi diskotek haline getirilebiliyor. İnsanın kendi dört duvarı arasındaki özgürlüğü kişiliğin gelişimine ve bağımsızlığa olanak veriyor. Görülüyor ki insanlar için evleri giderek daha fazla önem kazanmaya başlamış bulunuyor. Son araştırmalar evlerin sosyal yaşamın merkezi haline geldiğini ve bu nedenle de restoranlara gitme sıklığının azaldığını gösteriyor. Elbette bu eğilimde yeni nesil cep telefonları, netbook veya tablet bilgisayarlar da iletişim araçları olarak belirleyici rol oynuyorlar. Ancak insanlarla temas kurmaktan, arkadaşlarla birlikte yemek yemekten veya birlikte futbol maçı seyretmekten vazgeçmek mümkün olamıyor. Dolayısıyla evde bu denli uzun zaman geçirilecekse, insan ruhuna hitap eden bir ev yaratılması gerekiyor. Dekorasyon anlayışındaki değişimlere paralel olarak mobilya seçimlerinde de farklı eğilimler oluştuğu görülüyor. Modern mobilyaların birçok işlevi birden yerine getirmesi gerekiyor. Birçok amaçla kullanılacakları için daha küçük boyutlarda tasarlanmaları isteniyor. Örneğin daha geniş mekan yaratabilmek için koltukların yerinin kolayca değiştirilebilmesi gerekiyor. Artık yeni teknolojiler dolayısıyla eskisi gibi büyük yazı masalarına gerek duyulmuyor. LED teknolojisi yer tutmadığı için, salon dolapları ince boyutlarda tasarlanabiliyor. Evin içinde rahatça bir yerden bir yere taşınabilecek ve her yere sığabilecek puflar oturma seçeneği olarak esnek çözümler sunuyorlar. Yemek masaları, arkadaşlar geldiğinde kolayca genişleyebilecek şekilde tasarlanıyorlar. İnce ekranlı televizyonlar uzaktan kumanda ile arzu edildiğinde duvardaki panonun içine girebiliyorlar. Gelecek sezonun sloganı yine "Pimp my Home" olacak. Evlerde çok zengin tasarım olanakları bulunuyor. "Pimp" edebilmek için, insanların kendi dört duvarlarını küçük bir bütçeyle güzelleştirebilecekleri çok fazla aksesuar ve dekorasyon seçeneği bulunuyor.